Nedir.Org*
Sponsorlu Bağlantılar
Zeus

Osmanlı Toplumu Nedir

Sponsorlu Bağlantılar
Sponsorlu Bağlantılar

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle
Örgütlenmiş gruplar halinde yaşayan insanların oluşturduğu bütünlüğe toplum denir. İnsanların bir arada yaşadığı en üst seviyedeki örgütlenme biçimine ise devlet denir. Devlet, halk ülke ve hükümranlık unsurlarından oluşur. Osmanlı toplumu denince, Osmanlı sınırları içinde yaşamış olan insan grupları anlaşılır. Toplum yapısı ise bu grupların örgütlenme biçimi ve aralarındaki ilişkiler ağıdır.

Osmanlı Devleti kurulduğunda halkının tamamı Türk’tü. 14. yüzyıldan itibaren sınırları hızla genişleyen Osmanlı Devleti’nin egemenliği altına değişik soy ve dinden pek çok insan girmiştir. Dolayısıyla Osmanlı Devleti, çok uluslu ve çok dinli bir toplum haline gelmiştir.

NOT: Bu çok uluslu yapının çatırdayarak, Osmanlı Devletinin parçalanmasına neden olan en önemli dış gelişme Fransız İhtilali'dir.

Devletin Resmi Tasnifine Göre Osmanlı Toplumu


Osmanlı anlayışına göre, adalet, devlet, şeriat, hükümranlık, ordu, servet ve halk toplum yapısının temel dayanaklarını oluşturuyordu.

Osmanlı Devleti’nde toplum, yönetenler (Askeri) ve yönetilenler (Reaya) olmak üzere ikiye ayrılmıştır.

1 - YÖNETENLER (ASKERİ SINIF)


Askeri sınıf, padişahın kendilerine dini ya da idari yetki tanıdığı devlet görevlilerinden oluşuyordu. Yönetenlerle, yönetilenler arasındaki en önemli fark, yönetenlerin devlete vergi vermemesi, yönetilenlerin vergi vermesidir. Yönetenler, gördükleri vazife ve eğitime göre üç gruba ayrılmıştır.

Seyfiye Sınıfı: Osmanlı toplumunda yönetim görev de olan askeri zümreyi ifade eder. Sadrazam, vezirler, beylerbeyleri, sancakbeyleri, kapıkulu zabitleri ve neferleri ile tımarlı sipahiler ve deniz askerleri bu gruptandı.

İlmiye Sınıfı: İlmiye, ilimle meşgul olanlar topluluğu demektir. Kazaskerler, şeyhülislam, müderrisler ve kadılar bu gruptandı. İlmiye sınıfı eğitim, adalet, yargıçlık, noterlik, fetva ve mahalli yönetim işlerine bakarlardı.

Kalemiye Sınıfı: Büro veya daire anlamına gelen, devlet kalemlerinde çalışan her düzeydeki idari memurların oluşturduğu gruptur. Nişancılar, reisülküttaplar ve divan kâtipleri bu gruptandı. Kalemiye sınıfı, devletin yazışma, maliye ve dışişlerine bakarlardı.

2 - YÖNETİLENLER (REAYA)


Osmanlı Devleti’nde yönetilenlere “reaya” denirdi. Reaya askerlerden farklı olarak vergi öderlerdi. Reayayı, çeşitli din, mezhep, ırk ve dilden topluluklar oluşturmuştur. Sistem Müslümanların hâkimiyeti üzerine kurulduğundan, Müslümanlara “Millet-i Hâkime”(Hâkim olan Millet, diğer din mensuplarına ise “Milleti Mahkume” (egemenlik altında yaşayan) deniyordu.

Osmanlı Devleti’nde yönetilenler dini yönden; Müslümanlar ve Gayrimüslimler olmak üzere iki gruba ayrılmıştır.

Müslümanlar: Türkler, Araplar, Acemler, Boşnaklar ve Arnavutlar Müslüman toplumu oluşturuyordu. Müslümanlar yönetici olurlar, askerlik yaparlar ve vergi öderlerdi. Osmanlı Devleti’nde yönetici olmak için ilk şart Müslüman olmaktı. Müslümanlar çoğunlukla tarım ve zanaatla uğraşmışlardır.

Gayrimüslimler: Gayrimüslimler, Hıristiyan ve Musevilerdi. Geniş inanç özgürlüğüne sahip olan bu gayrimüslimler, tarım ve ticaret faaliyetleri ile uğraşırlardı. Askerlik yapmayan bu gayrimüslimler “cizye ve haraç” adı ile devlete iki vergi vermişlerdir (Rumlar, Ermeniler, Sırplar, Bulgarlar, Romenler Hıristiyan toplumu, Yahudilerde Musevi toplumu oluşturmuşlardır).

YERLEŞME DURUMUNA GÖRE OSMANLI TOPLUMU


Osmanlı toplumu yerleşme yerine göre; şehirliler, köylüler ve göçebeler şeklinde üç gruba ayrılmıştır.
1 - Şehirliler: Burada askerler, tacirler, esnaflar, seyyar satıcılar, seyyidler ve diğer ülkelerden Osmanlılara sığınan amanlar yaşardı. Şehirde yaşayan bu gruplar yönetim, adalet, eğitim, üretim, ticaret ve zanaat işlerine bakarak geçimlerini sağlarlardı.
2 - Köylüler: Osmanlı ekonomisinin temeli, tarıma dayalı olduğu için nüfusun büyük bir bölümü köyde yaşıyordu. Köylü, işlediği toprağa karşılık çift vergisi öderdi. Kanunların yükümlülükleri dışında köylüler hür ve bağımsızdı. Tımar beyleri, çiftçi aileleri, mukataa ya da kesim denilen işletme biçimiyle yer işleyenler, mülk sahipleri, müsellem ve muaflar köyde yaşayan toplumu oluşturmuşlardır.
3 - Göçebeler (Konargöçerler): Sürekli yer değiştiren göçebeler hayvancılıkla uğraşırlardı. Osmanlı fetih hareketlerine paralel olarak bu konar-göçer aşiretlerin büyük bir kısmının yeni fethedilen yerlere yerleştirilmesi, buraların Türkleşmesinde etkili olmuştur. Göçebeler, devlete ağnam vergisi yanında kullandıkları otlak, kışlak ve yaylaklar için de vergi ödemişlerdir.

OSMANLI TOPLUMUNDA SOSYAL HAREKETLİLİK


Osmanlı toplumunda sosyal hareketlilik iki şekilde yaşanmıştır:

1 - YATAY HAREKETLİLİK Bir toplumun ülke coğrafyası üzerinde, köyden şehre veya bir bölgeden başka bir bölgeye gidip gelmesi ya da oraya göçerek yerleşmesine toplumun yatay hareketliliği denir.

Bu hareketlerin bir kısmı kendiliğinden gerçekleşmiş, bir kısmı da devletin imar ve iskân politikası sonunda meydana gelmiştir.

a) Kuruluş ve yükselme dönemlerinde yatay hareketlilik: Bu dönemlerde yatay hareketlilik fethedilen yerlere doğru yerleşme şeklinde görülür. Osmanlı Devleti bu dönemde Balkanlar'daki Türk nüfusunu artırmak için yatay hareketliliği teşvik edici uygulamalar yapmıştır.

Bu teşvik uygulamaları şunlardır: Bataklık ya da ıssız yerlere vakıflar kurmak yoluyla buraların ekonomik hayatını canlandırmış, insanların buraya yerleşmesini özendirmiştir.

Fethedilen yerlere yerleşeceklere bir takım vergi kolaylıkları sağlanmıştır.

b) Osmanlı Devletinde Duraklama Devri sonrası Yatay Hareketlilik: Bu dönemlerde kaybedilen yerlerdeki Türk ve Müslüman halk iç kesimlere göç etmek zorunda kalmıştır.

Nüfus artışı, ekonomik güçlükler ve eşkıyalık hareketleri gibi nedenlerle kırsal kesimdeki halk büyük kentlere göç etmiştir

2 - DİKEY HAREKETLİLİK Bir sınıftan başka bir sınıfa geçmek veya bulunduğu sınıf içinde daha yüksek mevkilere gelmeye "Dikey hareketlilik" denir. Ortaçağ Avrupa'sının sınıflı toplumlarında ve Hindistan'daki "Kast" teşkilatının katı sınıfsal yapısında dikey hareketlilik yoktur. Çünkü buralardaki sınıflar kan bağına dayanmaktadır. Örneğin; baron, dük, kont, Lord olabilmenin şartı bu kimselerin soyundan gelmektir.

Osmanlı Devletinde "kan bağına" dayanan sınıfsal bir yapı olmadığından dikey hareketlilik yoğun bir şekilde görülür. Reaya statüsünden askeri statüsüne geçmenin, ya da bulunduğu mevkide daha üst kademelere yükselmenin üç temel şartı vardı:

Müslüman olmak
Devlet görevini en iyi şekilde yapmak
Padişaha tam bağlı olmak

Yönetenler sınıfına geçebilmek veya mesleğinde yükselebilmek, ancak eğitim-öğretim yoluyla mümkündü. Savaşlarda başarı göstererek tımar sahibi olmak, kalemiye sınıfına dâhil bir büroya kâtip olarak girmekte yönetenler sınıfına geçmenin yollarındandı.

Reaya içindeki Müslüman olmayanların devşirme yoluyla Müslümanlaştığını ve kapıkulu sistemi içinde eğitimlerini tamamlayarak devletin önemli kadrolarında görev aldıklarını görüyoruz. Mesela 1453–1566 yılları arasında görev yapan 24 veziri azamın 20'si devşirmedir.

OSMANLI TOPLUMUNDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER


Osmanlı toplum düzeni ve barışı Kanuni’nin son yıllarından itibaren bozulmaya başlamıştır. 1554’lerden itibaren taşra yönetimiyle ilgili olan dirliklerin büyük bir bölümünü ele geçiren kapıkullarının, merkezden bağımsız olarak çiftlik ve malikâneler kurmaları, resmi hüviyet sahibi yeni tip köy zenginini ortaya çıkarmıştır. Bu gelişmelerden sonra tımarlı sipahilerin büyük bölümü dirliklerini kaybetmiş ve işsiz kalmıştır.

Bu gelişmeler sonucunda köylü, geçim sıkıntısı içine düşmüş, elindeki toprağı azalmıştır. Borcunu ödeyemediğinden kendi topraklarında ücretle çalışır duruma gelen köylü, toprağını terk edip göç etmek zorunda kalmıştır.

Dirlik sisteminin bozulmasından sonra Osmanlı toplumunu derinden etkileyen önemli bir faktörde Coğrafi keşiflerdir. Coğrafi Keşifler sonucunda Avrupa’ya getirilen gümüşün kaçak yollardan Osmanlı topraklarına girmesiyle, paranın değeri düşmüş ve fiyatlar %200’lere varan artışlar göstermiştir. Bunun sonucu olarak halk geçim sıkıntısı içerisine düşmüştür.

İşsiz kalan halk eşkıyalık yaparak Anadolu’daki isyanlara katılmıştır. !7. yüzyılın ikinci yarısına kadar devam eden Celali İsyanları halkı önemli ölçüde etkilemiştir.

Bu olumsuzluklara karşı devlet, köylünün mülkünü gasledenlere karşı mücadele ettiyse de tam başarılı olamamıştır.

1 - Osmanlı Toplumunda 18. Yüzyılda Meydana Gelen Değişmeler: Avrupa ile diplomatik ilişkilerin yoğunlaşmasına paralel olarak “Kalemiye” sınıfının önemi artmıştır. Artık sadrazamlar seyfiyeden değil kalemiyeden seçilmişlerdir.

Avrupa’nın etkisi ile çeşitli reformlar yapılmış. Bu reformlar içinde yabancı uzmanlar getirilmiştir.

Devşirme sistemi önemini kaybetmiştir. Bunun sonucunda reayaya mensup kimseler yoğun olarak yönetici kadroya girmiş ve yöneticilerin etnik yapısı Türkler lehine değişmiştir.

18. yüzyılda devlet savaştan çekinmiş, deneyimli, yenilik taraftarı ve İstanbul’daki Avrupalı devletlerin elçileriyle boy ölçüşebilecek tecrübeli kişiler yönetime getirilmiştir.

18. yüzyılda güçlenen gruplardan biride “Ayan ve Eşraf”tır.. 19. yüzyılın başlarında iyice güçlenen ayanlar, merkez üzerinde etkili olmuşlardır. Başlangıçta, ayanlarla bir sözleşme imzalamak (Sened-i ittifak–1808) kalan II. Mahmut daha sonra merkezi idareyi güçlendirerek ayanların gücünü kırmıştır.

Osmanlı Devleti önceleri fethettiği bölgelere Türkleri taşıyıp yerleştirirken, 17. yüzyılın sonlarında ve 18. yüzyılda savaşların kaybedilmesi nedeniyle elden çıkan topraklardan Anadolu’ya gelen insanlar uygun yerlere yerleştirilmeye çalışılmıştır.

Elden çıkan topraklardan gelen ürünlerin telafisi için konar-göçerler yerleşik hayata geçirilmeye çalışılmıştır.

2 - Osmanlı Toplumunda Tanzimat ve Sonrasında Meydana Gelen Değişmeler: Farklı bir anlayışa sahip, batı tarzı okulları bitiren ve yabancı dil bilen yeni bir bürokrat türü ortaya çıkmıştır. Bu yeni bürokratlar Bu yeni bürokratlar, İstanbul’daki yabancı elçilerle ilişki içindeydiler, buda yabancıların Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmasını kolaylaştırmıştır.

Tanzimat Fermanı ile devlet ile toplum ilişkilerinde yeni düzenlemeler yapılmış, halka yeni hak ve güvenceler verilmiş ve padişahın yetkileri sınırlandırılmıştır.

Islahat Fermanıyla Müslim-Gayrimüslim halk, din ve ırk ayrımı gözetilmeksizin kaynaştırılmaya çalışılmıştır.

19. yüzyılda toprak kayıpları nedeniyle Osmanlı genel nüfusu azalırken, daralan Osmanlı sınırları içindeki nüfus ise kaybedilen yerlerden gelen göçlerle artmaktaydı.

19. yüzyılda ulaşımın buharlı gemiler ve demiryolları ile yapılmaya başlanması, istasyon, rıhtım, depo ve yeni postahane binalarının yapımına yol açmış ve bu binaların kervansaray ve hanların yerini almasını sağlamıştır.

Şehirlerdeki yönetim işleri, askeri sınıfın konaklarından, yeni oluşan bürokrasi için yapılmış devlet dairelerine kaymıştır.

Ayrı mahallelerde oturan milletler bir birine karışarak şehir dışında yeni mahalleler kurmuşlar, yeni zengin ve kozmopolit tabakaların oluşması sağlamışlardır.



2016-03-02 03:56:52 Osmanlı İmp

Bağlantılı Yazılar
01 | Osmanlı Toplumunda Sosyal Hareketlilik

Osmanlı toplumunda sosyal hareketlilik iki şekilde yaşanmıştır:1. Yatay Hareketlilik
Bir toplumun ülke coğrafyası üzerinde, köyden.. - Devamını Oku..

02 | Türk Toplumundaki Gelenekler

Her toplumda, iyi-kötü, güzel-çirkin nelerin uğrunda ölünebileceğini, ne için yaşanabileceğini belirleyen,insanların davranışlarına.. - Devamını Oku..

03 | Osmanli Da Ok Yay Yapimi

Yay, ok atmak için kullanılan bir alet. Kavs veya kabza da denir. Ateşli silahlar bulunmazdan önce savaşların önemli silahı olan ok,.. - Devamını Oku..

04 | İlk Türk devletlerinde Türk toplumunun yapısı

İlk Türk devletlerinde Türk toplumunun yapısını açıklayınız.

Halk hürdü. Atlı göçebe hayatı yaşamaışlar. Bu.. - Devamını Oku..

05 | Osmanli Ruhu

Yeni secimde evet oyu oldugundann cok mutluyum cunku tayip erdogan baskan arti osmanli ruhu tekrar canlanacak - Devamını Oku..

Osmanlı Toplumu Resimleri

  • 1
    Bu resime açıklama eklenmemiş. 4 yıl önce
    Bu resime açıklama eklenmemiş.

Osmanlı Toplumu Sunumları

  • 5
    Dosyayı Göster
    1 yıl önce
    OSMANLI DEVLETİ’NDE TOPLUM YAPISI
    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    OSMANLI DEVLETİ’NDETOPLUM YAPISIProf. Dr. Turgut Göksu

    2. Sayfa
    TAKDİM PLANIA- OSMANLI DEVLETİ’NDE TOPLUM YAPISI1. Devletin Resmî Tasnifine Göre Osmanlı Toplumua) Yönetenler (Askerî Sınıf)SeyfiyeİlmiyeKalemiyeb) Yönetilenler (Reâyâ)2. Yerleşim Durumuna Göre Osmanlı Toplumu a) ŞehirlilerAskerîlerTacirlerEsnafDiğer Gruplarb) Köylülerc) Göçebeler (Konargöçerler)3. Osmanlı Toplumunda AileB- OSMANLI TOPLUMUNDA SOSYAL HAREKETLİLİK 1. Yatay Hareketlilik2. Dikey HareketlilikC- GÜNLÜK HAYAT1.Sarayda2. Şehirde3. Köyde4. GöçebelerdeÇ- OSMANLI TOPLUM YAPISINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER1. XVIII. Yüzyıla) Yönetim Kadrolarında Kimlik Değişimib) Âyan ve Eşrafc) İskân Faaliyetleri2. Tanzimat ve Sonrasıa) Yeni Bürokratlarb) Nüfus Hareketleri ve Yeni Yapılanmalarc) Yeni Hayat TarzıTurgut Göksu2

    3. Sayfa
    Turgut Göksu3

    4. Sayfa
    Turgut Göksu4OSMANLI DEVLETİ’NDE TOPLUM YAPISIDevletin Resmî Tasnifine Göre Osmanlı Toplumuİslami esaslar

    5. Sayfa
    Turgut Göksu5A- OSMANLI DEVLETİ’NDE TOPLUM YAPISI1. Devletin Resmî Tasnifine Göre Osmanlı Toplumua) Yönetenler (Askerî Sınıf)SeyfiyeİlmiyeKalemiyeb) Yönetilenler (Reâyâ)Yönetenler (Askerî Sınıf)Çalışanların genel adıVergi vermezlerDevletten maaş alırlar

    6. Sayfa
    Turgut Göksu6A- OSMANLI DEVLETİ’NDE TOPLUM YAPISI1. Devletin Resmî Tasnifine Göre Osmanlı Toplumua) Yönetenler (Askerî Sınıf)SeyfiyeİlmiyeKalemiyeb) Yönetilenler (Reâyâ)Seyfiye (ehl-i örf, ehl-i seyf, ümera)Asker ve yöneticiPadişahın güç ve otoritesini temsil ederTemeli kapıkulu ve tımar sistemine dayanırHizmet karşılığı dirlik alırlarTemel görevleri, refah ve güveni temin etme, adaletle yönetmeVezirler, sadrazam, kapıkulu askerleri, tımarlı sipahiler, deniz askerleri olan levent ve azaplar, subaşılar, sancakbeyleri, beylerbeyleri

    7. Sayfa
    Turgut Göksu7A- OSMANLI DEVLETİ’NDE TOPLUM YAPISI1. Devletin Resmî Tasnifine Göre Osmanlı Toplumua) Yönetenler (Askerî Sınıf)SeyfiyeİlmiyeKalemiyeb) Yönetilenler (Reâyâ)İlmiye (ehl-i şer)Devletin temel ideolojisini savunan grup (Türk ve Müslüman)Tedris, kaza, ifta. Medresede yetişir. Müsadere uygulanmaz.Kaza (hüküm verme) yetkisiyle kişiler arası anlaşmazlıkları çözümler ve kamu düzenini korurlar. Fetva yetkisiyle yapılan işlerin dine uygunluğunu denetlerler. İlmiyeye mensuplar: kadı (hakimlik, noterlik ve mahalli idarecilik), müderris, imam, müezzin, müftü, kadıasker ve şeyhülislam vardı. İlmiyeyi Divan’da temsil edenler şeyhülislam ile kadıaskerlerdi. Şeyhülislamın protokoldeki yeri sadrazam ile aynı.

    8. Sayfa
    Turgut Göksu8A- OSMANLI DEVLETİ’NDE TOPLUM YAPISI1. Devletin Resmî Tasnifine Göre Osmanlı Toplumua) Yönetenler (Askerî Sınıf)SeyfiyeİlmiyeKalemiyeb) Yönetilenler (Reâyâ)Kalemiye (ehl-i kalem)Osmanlı idari ve mali bürokrasisini oluşturan grup. Kalemiye sınıfını devletin üst seviye bürokratları oluştururdu. Nişancı, defterdar, reisülküttap.

    9. Sayfa
    Turgut Göksu9A- OSMANLI DEVLETİ’NDE TOPLUM YAPISI1. Devletin Resmî Tasnifine Göre Osmanlı Toplumua) Yönetenler (Askerî Sınıf)b) Yönetilenler (Reâyâ)b) Yönetilenler (Reâyâ)Askeri sınıfın dışında kalanlar.Bu sınıf, devlete vergisini veriyor, geçimini tarım, hayvancılık, sanayi veya ticaretle uğraşarak temin ediyordu. Osmanlı Devleti’nde toplum din esasına göre teşkilatlanmıştı. Bu teşkilatlanma içinde Müslüman, Ortodoks, Ermeni ve Museviler (Yahudiler) yer alıyordu. Reayayı oluşturanlar arasında; hakim unsur Türklerden başka Rumlar, Ermeniler, Museviler, Romenler, Slavlar ve Araplar vardı. Rumeli fetihleri sonrasında Arnavutlar ve Bosnalılar (Boşnaklar) da İslamiyet'i kabul etmişlerdi. Türk ve Müslümanlardan başka Osmanlı Devleti’nde en fazla nüfusa sahip olanlar Hristiyanlardı. Musevilerin sayısı onlara nazaran azdı.

    10. Sayfa
    Turgut Göksu102. Yerleşim Durumuna Göre Osmanlı Toplumu a) ŞehirlilerAskerîlerTacirlerEsnafDiğer Gruplarb) Köylülerc) Göçebeler (Konargöçerler)ŞehirlilerOsmanlı şehirleri, genellikle kasaba görünümünde idi. Genelde 8-10 bin nüfusun altındaydı. Şehirlerin en büyüklerinin nüfusu 60-70 bini aşmıyordu. XVI. yüzyılda 700 bin kişilik nüfusuyla İstanbul bütün Avrupa’nın en büyük şehriydi.Osmanlılar kasaba veya şehirlere cami, mektep, medrese, kütüphane, imaret, çeşme, sebil v.b. gibi birimlerden oluşan külliyeler kurdular. Bunların bir çoğu vakıf kuruluşlarıydı. Han, hamam, bedesten, çarşı ve işyerlerinin yapılması da şehirlerin canlanmasında etkili oldu. Şehirler çevre için pazar yeri görevini görmekteydi.

    11. Sayfa
    Turgut Göksu112. Yerleşim Durumuna Göre Osmanlı Toplumu a) ŞehirlilerAskerîlerTacirlerEsnafDiğer Gruplarb) Köylülerc) Göçebeler (Konargöçerler)1. AskerîlerŞehirlerde askerîler: beylerbeyi, sancakbeyi, subaşı, kadı ve eyalet defterdarı vardı. Ayrıca bunların emrinde çalışan pek çok görevli.Beylerbeyi, eyaletle ilgili işlerin görüşüldüğü eyalet divanının başkanı idi. Bu divanın diğer üyeleri; defterdarlar, beylerbeyi kethüdası, eyalet kadısı ve subaşı.Kadı: Her türlü anlaşmazlıkları çözmeye yetkili mahkeme başkanı.Muhzırbaşı, muhzırlar, katipler ve hademeler kadılara yardımcı görevliler. Kadı kazaya bağlı nahiyelere, o bölgenin ulemasından bir naip tayin ederdi. Naipler bu küçük birimlerde kadının yetkisini üstlenirlerdi. Kale dizdarları, kaleerleri ve yasakçılar da askeri sınıfa dahildi ve vergilerin toplanması, suçluların yakalanması ve padişah fermanlarının halka duyurulmasında kadıya yardımcı idiler. Kadılar bu günkü belediye hizmetleri ile ilgili görevlerinde muhtesip ve mimarbaşının yardımını alıyorlardı

    12. Sayfa
    Turgut Göksu122. Yerleşim Durumuna Göre Osmanlı Toplumu a) ŞehirlilerAskerîlerTacirlerEsnafDiğer Gruplarb) Köylülerc) Göçebeler (Konargöçerler)2. TacirlerŞehirler bölgeler ve ülkeler arası ticaretle uğraşanlar. İstanbul, İzmir, Trabzon, Kefe, Selanik, Şam, İskenderiye ve Kahire önemli ticaret merkezleri. Şehirlerde ticaretin yapıldığı yerler bedestenler (kapalı çarşı) ve ticari hanlar idi. Zamanımızda da kullanılmakta olan İstanbul’daki kapalı çarşı Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış, daha sonraları geliştirilmişti.Önemli ticaret yollarını yabancı tüccarlar da kullanabiliyordu. Şehirler arasındaki ticarette mallar, kervanlarla taşınıyordu. Ticarette Museviler, Rumlar ve Ermeniler önemli yer tutuyordu.

    13. Sayfa
    Turgut Göksu132. Yerleşim Durumuna Göre Osmanlı Toplumu a) ŞehirlilerAskerîlerTacirlerEsnafDiğer Gruplarb) Köylülerc) Göçebeler (Konargöçerler)3. EsnafEsnaf, sınıflar veya iş kolları demektir. Esnaf loncalar halinde teşkilatlanmıştı. Esnaf hem hammaddeyi işler hem de ürettiği malı satardı. Loncalar hiyerarşik bir yapıya sahipti. Bunun en alt derecelerinde çıraklar, kalfalar ve ustalar, daha üst seviyede ise şeyh, nakip, duacı, çavuş, yiğitbaşı ve kethüda yer alıyordu. Kethüda, dışarıda loncayı temsil ediyor, hükümetle ilişkileri yürütüyordu. Yiğitbaşı pazardan hammadde alır, bunları eşit biçimde ustalara dağıtırdı. Her loncada malların niteliği hakkında görüş bildiren, fiyatların tespitinde yardımcı olan ve anlaşmazlıkları çözümleyen ehl-i hibre adı verilen bir veya iki uzman bulunurdu.Loncalar, üyeleri olan esnafın dini, ahlaki ve mesleki her şeyleriyle ilgilenirlerdi. Esnaf içinde bir bakıma oto kontrolü sağlayan lonca teşkilatı aynı zamanda tüketiciyi de korumuş oluyordu. Böylece toplum düzeninin istikrarlı bir şekilde devamına yardımcı oluyordu

    14. Sayfa
    Turgut Göksu142. Yerleşim Durumuna Göre Osmanlı Toplumu a) ŞehirlilerAskerîlerTacirlerEsnafDiğer Gruplarb) Köylülerc) Göçebeler (Konargöçerler)4. Diğer GruplarOsmanlı şehirlerinde tüccar ve esnaftan başka, köyden şehre göç eden işsizler, seyyar satıcılar ve ulema sınıfından sayılmayan fakat kendilerine soyluluk tanınan seyyidler vardı. Ayrıca turist olarak, resmî sıfatla, sığınmak için veya ticaret amacıyla gelen yabancılar da vardı. Devlet bunlara topraklarında kalma izni (aman) verdiği için her türlü güvenlikleri sağlanırdı.

    15. Sayfa
    Turgut Göksu152. Yerleşim Durumuna Göre Osmanlı Toplumu a) Şehirlilerb) Köylülerc) Göçebeler (Konargöçerler)b. KöylülerNüfusun büyük bir bölümü köylerde yaşıyordu. Köylünün önemli bölümü de raiyyet çiftliklerini işleten ailelerdi. Toprağı alan aile, toprağı ekip biçip buna karşılık sipahiye vergi ödüyordu. Köylünün elde ettiği ürün üzerinden sipahiye ödediği vergiye çift resmi deniyordu. Raiyyet çiftliğini alan köylü, onu satamaz, birine bağışlayamaz ve vakıf da kuramazdı. Köylü toprağı ekmediği yıl, devlet üründen alacağı paydan mahrum kalırdı. Köylü devlete (yani tımar sahibine) çiftbozan resmi adı altında tazminat öderdi.Devlet, raiyyet çiftliklerini üç yıl üst üste ekilmeyen köylüden alır. Ortakçı çiftliklerinde tarım yapan köylüler, elde ettikleri ürünün yarısını kendileri alır yarısını da devlete (tımarlı sipahiye) verirlerdi.Dirlik sahibi tımar beyleri askeriyeden sayılan devlet görevlisi statüsündeydiler ve köylerde oturuyorlardı. Bunlar arasında dizdar, mülazım, hizmetkar gibi kale görevlileri; şeyh, halife, fıkıh, baba, pir gibi unvanlar taşıyan din görevlileri; kethüda, çeribaşı, korucu, imam ve hafız gibi mahalli görevliler vardı. Bunların dışında terzilik, bakırcılık, demircilik, semercilik ve hallaçlık gibi işleri yapan kişiler de köylerde bulunmaktaydı.

    16. Sayfa
    Turgut Göksu162. Yerleşim Durumuna Göre Osmanlı Toplumu a) ŞehirlilerAskerîlerTacirlerEsnafDiğer Gruplarb) Köylülerc) Göçebeler (Konargöçerler)c) Göçebeler (Konargöçerler)Bunlara Yörük de denir. Bunlar merkezî hükümetin kontrolünden mümkün olduğu kadar bağımsızdılar. Yazın ve kışın çok geniş sahalar üzerinde yer değiştiriyorlardı. Konargöçerler, il ya da ulus adı altında topluluklar oluşturur. Boy (aşiret), oymak (cemaat) ve oba (mahalle) diye adlandırılırlar. Göçebe Türklerin başlarındaki kişiye bey, göçebe Arapların başlarındaki kişiye de şeyh denilir. Bey, beylerbeyi yardımcısı olan kethüdalar ile boyun devletle olan ilişkilerini düzenlerdi.

    17. Sayfa
    Turgut Göksu17A- OSMANLI DEVLETİ’NDE TOPLUM YAPISI1. Devletin Resmî Tasnifine Göre Osmanlı Toplumua) Yönetenler (Askerî Sınıf)b) Yönetilenler (Reâyâ)2. Yerleşim Durumuna Göre Osmanlı Toplumu a) Şehirlilerb) Köylülerc) Göçebeler (Konargöçerler)3. Osmanlı Toplumunda Aile3. Osmanlı Toplumunda AileOsmanlı ailesinin yapısını İslam hukuku ve Türk töresi şekillendiriyordu. Evlilik kararı taraflarca veya ailelerin rızası ile alınırdı. Nikah akitleri mahkeme defterlerine kaydedilirdi. Erkek evlenirken kadına Mehir verirdi. Boşanma, nadir, çünkü ayıp ve günah sayılır. Aile reisi erkekti. Erkek, genellikle tek kadınla evlenirdi. Ailede çocuk, disiplin içinde yetiştirilirdi. Kız ve erkek çocuklar mekteplere gönderilirdi. Yetim çocuklar devletin himayesine alınırdı. Gerek köyde gerekse şehirde yaşayan tüm ailelerde; gelenekler, inanışlar, düğün, bayram gibi belirli günler ve eğlenceler aynı şekilde yaşanırdı.Osmanlı toplumunda bir aile, karı-koca ve çocuklardan olmak üzere genellikle dört ile yedi kişiden oluşuyordu. Özellikle kasaba ve şehirlerde zengin ortamlarda büyük aile tiplerine rastlanıyordu. Türkler dışında milletlerin aile yapıları, kendi dinleri ve gelenekleri ile özel hukukları çerçevesinde şekillendirilmiştir.

    18. Sayfa
    Turgut Göksu18B- OSMANLI TOPLUMUNDA SOSYAL HAREKETLİLİK 1. Yatay HareketlilikBir toplumda, coğrafi mekan üzerinde meydana gelen göç ve yeni yerlere yerleşim hareketine Yatay Hareketlilik denir. Ahîlik kurumunun çabaları ve devletin iskan siyaseti ile fethedilen yerler meskun hale geldi. Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarındaki yatay hareketliliğin mimarı Türk dervişleri.Konargöçerlerin asıl işleri hayvancılıktı. Şehirlerin et, yağ, yoğurt, tereyağı ve peynir ihtiyaçlarının çoğunu bunlar karşılar. Devlete ağıl vergisi öderlerdi. Kışları avcılık yapıyorlardı. Çok az olmakla birlikte tarımla da uğraşıyorlardı. Ayrıca aşiretlerden, güvenlik amacıyla yararlanılırdı.Göçebeleri toprağa yerleştirme gayretleri. Rumeli’de fethedilen yerler. Türkleştirme. Toprağa yerleşme konusunda direnişler. Devlet toprağı terk eden köylüden tazminat olarak çiftbozan vergisi almıştır. Yolculuk ve ticaret için tehlikeli sayılabilecek yerlere, ormanlık ve bataklık alanlara zaviyeler kurdurulmuştur. Bu tedbirlere rağmen, XVI. yüzyılın sonlarında dünya ekonomisinde meydana gelen değişmeler ve bu değişmelerin Osmanlı ekonomisini sarsması sosyal buhranlara yol açmış, Anadolu ve Rumeli'de binlerce köy boşalmış ve harap olmuştur. Tımar sisteminin bozulması çeşitli sosyal olaylara sebep olmuştur. Osmanlı Devleti’nin toprak kaybetmesi ile başlayan meseleler. 

    19. Sayfa
    Turgut Göksu192. Dikey HareketlilikDikey hareketlilik toplumda sınıflar arası geçişi ifade eder. Türk toplumlarında hiçbir zaman doğuştan gelen bir sınıf sistemi görülmemiştir. Osmanlı toplumunda, yönetenler ile yönetilenler ya da değişik zümreler arasında aşılmaz engeller yoktu. Raiyyet statüsünden, askerlik statüsüne geçmenin ya da bulunduğu mevkiden daha üst kademelere yükselmenin şartları: padişaha bağlı olarak devlete hizmet etmek, Müslüman olmak ve gerçek anlamda yaşamak, Türkçe bilmek ve Türk töresine sahip çıkmaktı. Devlet kabiliyetli ve bilgili insanlara fırsat tanıyordu. Devşirmeler Acemi Oğlanlar Ocağı ve Enderun Mektebinde eğitim görmek yoluyla en üst makamlara kadar çıkabilirlerdi. Medrese sistemi içinde eğitim-öğretim görenler bürokraside en üst seviyeye kadar çıkabilirlerdi. Askerî sınıf içinde yer değiştirmek de mümkündü. Seferlerde başarı göstererek tımar sahibi olmak, ya da kalemiye sınıfının çalıştığı bir büroya kâtip olarak girmek de yükselmenin ilk basamaklarındandı.Padişah tahta geçince, annesi resmen Valide Sultan ilan edilir. Padişah çocuklarının yetişmesine çok önem verilirdi. Bu çocuklara okuma-yazma, Kur’an, Arapça, Farsça, Türkçe, matematik, tarih, coğrafya okutulurdu. Tanzimat’tan sonra batı müziği ve Fransızca öğrenmeye başlamışlardır.

    20. Sayfa
    Turgut Göksu20C- GÜNLÜK HAYAT1.Sarayda2. Şehirde3. Köyde4. Göçebelerde1. SaraydaSaray, padişah ve ailesi ile sarayın iç ve dış hizmetlerinde bulunan on-onbeş bin görevlinin yaşadığı kendine özgü kapalı bir ortamdı. Sarayda günlük hayat İslami kurallar ve saray gelenekleri çerçevesinde yaşanırdı. Harem, padişahın ailesi ile birlikte özel hayatının geçtiği, bir çok daireden meydana gelen bölümdü. Harem halkı, günlerini, kendilerine ayrılan dairelerde veya odalarda, yiyip içmek, ibadet etmek, bazı eğlence, şenlik ve törenlere katılmakla geçirirlerdi. Harem de Enderun gibi eğitim işlevi görürdü. Cariyeler iyi bir şekilde yetiştirilirdi. Fatih’ten sonra Osmanlı padişahları eşlerini cariyeler arasından seçmeye başlamışlardır. Padişah her Cuma günü bir camiye namaza giderdi. Padişahın camiye gidip, orada namaz kılıp hutbe dinlemesi ve saraya dönmesi törenine selamlık denirdi.

    21. Sayfa
    Turgut Göksu21

    22. Sayfa
    Turgut Göksu22C- GÜNLÜK HAYAT1.Sarayda2. Şehirde3. Köyde4. Göçebelerde2. ŞehirdeŞehirlerde herkes, mevkiine ve servetine göre giyinirdi. Pirinç, koyun eti, sebze en çok tüketilen gıdalardı. Yemekler bir sini üzerine konan sahanlarda, porselen ya da pişmiş topraktan çanaklarda yenirdi. İçecek çeşitleri boldu. Sudan başka en çok boza ve pekmez, bal suyu, gibi şerbetler içilirdi. İlk defa, 1554’te açılan kahvehane kısa zamanda bir çok şehirde moda olmuş, sohbet yerleri haline gelmiştir.Şehirde günlük hayat namaz vakitlerine göre ayarlanırdı. İş yerleri genellikle ayrı mahalleler halindeydi. Şehirde günlük hayat sakin ve düzenliydi. Önce belirli bir tatil günü yokken sonraları Cuma günü, tatil ilan edilmişti. Müslümanlar, Hristiyan ve Museviler ibadetlerini yaparlardı.Şehirlerde sosyal dayanışma kuvvetliydi. Bir mahallede aç ve açıkta birinin olması, o mahallenin tüm halkı için ayıp sayılırdı. Şehirlerde pazar yerleri ve bedestenler dışında cami ve kilise çevreleri günlük hayatın hareketli olduğu yerlerdi. Şehirlerin bir çoğunda bulunan imaretlerde yüzlerce kişi yemek yerdi. Hristiyan, Musevi veya başka dinlere mensup her yoksul imaretlerden faydalanabilirdi.Akşam olunca iş yerlerinin bulunduğu mahalleler gece bekçilerine terk edilerek gün batmadan eve dönülüyordu.

    23. Sayfa
    Turgut Göksu23C- GÜNLÜK HAYAT1.Sarayda2. Şehirde3. Köyde4. Göçebelerde3. KöydeOsmanlı ülkesinde köyler çok dağınıktı. Cami veya mescidin bulunduğu yer, köyün merkezi idi. Birbirinden ayrı Müslüman ve Hristiyan köyleri olduğu gibi, iki halkın bir arada yaşadığı köyler de vardı. Hristiyan ve Müslümanlar birbirleriyle çok iyi geçinirlerdi. Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktı. Kadınlar ev işleri yanında özellikle kış günlerinde hayvanlardan elde ettikleri yapağıları eğirir, bunlardan kışlık giyeceklerini örer, halı veya kilim dokurlardı. Yünden keçe hazırlamak erkeklerin işiydi. Eşyalar deri ya da ağaçtan yapılmış sandıklarda muhafaza edilirdi. Isınmak için odun ve tezek kullanılırdı. Köylerde en çok tüketilen yiyecek un, baklagiller ve yoğurt idi. Yemekler yerde, bakır veya tahta bir sofra üzerinde yenilirdi. Evlerin tabanına kilimler, halılar veya keçeler serilirdi. Genellikle ahır, evlerin yanına veya altına yapılırdı. Cuma günlerinde, Ramazan ve Kurban Bayramlarında şenlikler yapılırdı. Özel günler köylerde de kutlanırdı.

    24. Sayfa
    Turgut Göksu24C- GÜNLÜK HAYAT1.Sarayda2. Şehirde3. Köyde4. Göçebelerde4. GöçebelerdeKonargöçer halk (aşiretler), mevsimden mevsime yaylak ve kışlak arasında hareket halindeydi. Konargöçerler daha çok at, koyun, keçi, katır ve deve besliyorlardı.Çadırlarına yurt veya ev deniliyordu. Hayatlarında at ve deve önemli bir rol oynuyordu. Türkmen kilim ve seccadeleri meşhurdu. Asıl ekonomik uğraşları hayvancılıktı. Mevsimlik uzun yolculukları sırasında kondukları yere yakın olan pazarlarda yoğurt, peynir, yapağı gibi ürünlerini satıyorlar ve takas ediyorlardı. Ordu sefere çıktığı zaman, konargöçerler orduya ait malzemelerin taşınmasına yardımcı oluyorlardı. Oymaklar arası veya yerleşik topluluklarla yapılan hayvan ticareti de önemli bir meşguliyetti.

    25. Sayfa
    Turgut Göksu25Ç- OSMANLI TOPLUM YAPISINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER1. XVIII. Yüzyıla) Yönetim Kadrolarında Kimlik Değişimib) Âyan ve Eşrafc) İskân Faaliyetleri2. Tanzimat ve Sonrasıa) Yeni Bürokratlarb) Nüfus Hareketleri ve Yeni Yapılanmalarc) Yeni Hayat Tarzı

    26. Sayfa
    Turgut Göksu26Ç- OSMANLI TOPLUM YAPISINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER1. XVIII. Yüzyıla) Yönetim Kadrolarında Kimlik Değişimib) Âyan ve Eşrafc) İskân Faaliyetleria) Yönetim Kadrolarında Kimlik DeğişimiDünyadaki değişmelere paralel olarak, yönetim kadroları da kimlik değişimine uğradı. Kalemiye zümresi diğer zümrelere göre ön plana çıktı. Sadrazamlar Seyfiyeden değil, kalemiyenin başı olan reisülküttaplar arasından tayin edilmeye başlandı. Yöneticilerin kimliğinde asıl değişme XVIII. yüzyılda olmuştur. Devşirme sistemi artık uygulanmaz duruma gelmiştir. Bu yüzyıldan itibaren Osmanlı idarecileri devşirme kaynaklı değildir. Her tabaka ve zümreden insanlar devlet kadrolarına girme imkanı bulabilmişlerdir.Devlet savaşlardan uzak kalarak, durumunu düzeltecek önlemler almaya çalışmaktadır. Devletin başında, padişahlara reformlar öneren deneyimli, yetenekli, yeni kimlikli yöneticiler vardır. Sivil kimlikli bu yeni yöneticiler bu çabalarıyla Osmanlı kurumlarının modernleşmesi yönünde ilk adımları da atmış oldular.

    27. Sayfa
    Turgut Göksu27Ç- OSMANLI TOPLUM YAPISINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER1. XVIII. Yüzyıla) Yönetim Kadrolarında Kimlik Değişimib) Âyan ve Eşrafc) İskân Faaliyetlerib) Âyan ve EşrafÂyan, şehirlerde, köylerde, aşiretlerde önem kazanmış ileri gelen kimseler.Âyanların görevi halk ile yönetim arasında aracılık yapmak, asker ve vergi toplanmasına yardım etmek, kadı tarafından kendilerine iletilen emirleri halka iletmekti.Âyan ve eşraf toplumun zengin ve nüfuzlu insanlarıydı. Devletin içinde bulunduğu durum ayanların güçlenmesinde etkili oldu. Tımarlı ordusunun çöküşünden sonra yeniçerilerin masraflarının karşılanması için vergiler arttı. Bunların toplanması ayan ve eşraf meclislerinde belli kişilere iltizama veriliyordu. 1695’te iltizam usulünden, malikâne sistemine geçildi. Bu usulde vergi kaynağı olan toprak hayat boyu kiralanmış oluyordu. Bu durum ayanların güçlerini arttırmalarına sebep oldu. Taşradaki üst düzey yöneticilerin, bölgelerine gitmeyip ayanı, vekilleri olarak kullanmaları da ayanları daha etkili hale getirdi. Başlangıçta ayanla bir sözleşme imzalayan (Sened-i İttifak) II. Mahmut, daha sonra eyaletlerde merkezi otoriteyi güçlendirerek âyanın gücünü kırdı. Tanzimat Dönemi’nde âyanlığın kaldırılması gerçekleştirildi.

    28. Sayfa
    Turgut Göksu28Ç- OSMANLI TOPLUM YAPISINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER1. XVIII. Yüzyıla) Yönetim Kadrolarında Kimlik Değişimib) Âyan ve Eşrafc) İskân Faaliyetleric) İskân FaaliyetleriXVII. yüzyılda yapılan savaşlarda Osmanlı Devleti başarılı olamadı.Kaybedilen topraklardaki halk Edirne dolayları ile Anadolu’ya göç etmek zorunda kaldı. Anadolu’da ise halk hızlı nüfus artışı, tımar sisteminin bozulması, âyanların zulümleri, celali isyanları ve eşkıyalık hareketleri yüzünden büyük şehirlere göç etmişti. Kaybedilen yerlerden göç eden halk boşalan köylere yerleştirildi. Köylerini terk eden çiftçilerin tekrar topraklarına döndürülmesine çalışıldı. Ancak başarı sağlanamadı. Uygulanan iskân politikası içinde göçebelerin de yerleşik hayata geçirilmeleri vardı. Göçebelerin büyük bölümü XVIII. yüzyılda yerleşik halk durumuna getirildi.

    29. Sayfa
    Turgut Göksu29

    30. Sayfa
    Turgut Göksu30Ç- OSMANLI TOPLUM YAPISINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER1. XVIII. Yüzyıl2. Tanzimat ve Sonrasıa) Yeni Bürokratlarb) Nüfus Hareketleri ve Yeni Yapılanmalarc) Yeni Hayat Tarzıa) Yeni BürokratlarTanzimat Dönemi’nde yeni bir memur sınıfı ortaya çıktı. Bu sınıfın önde gelen temsilcileri, Mustafa Reşit Paşa, Mithat Paşa ve Ali Paşa’dır. Bu bürokratlar, İslami normlardan bağımsız, akıl yoluyla kendilerince geliştirilecek siyasetin kamu yararına olacağını ve bunun toplumun gerçek iradesini temsil edeceğini düşünüyorlardı. Tanzimat bu düşüncenin ürünüdür. Tanzimat’la; halkın hakları ve devlete karşı görevleri belirleniyor, hükümdarın ve hükümetin keyfi icraatına son veriyordu. Meclis-i Ahkâm-ı Adliye, kanun tasarılarını hazırlamak ve devlet harcamalarını kontrol etmekle görevlendiriliyordu. 1856’da yayınlanan Islahat Fermanı ile Tanzimat'la konan prensipler genişletilerek açığa kavuşturuldu. Islahat Fermanı’yla, din ve ırk ayrımı gözetilmeksizin yurttaşların kaynaştırılması ve devletin geleceği ile ilgili bir Osmanlı toplumu oluşturulması hedeflenmişti.Bu düzenlemelerden sonra açılan okullarda yeni anlayışa sahip insanlar yetişti. Bunun yanında eski eğitim kurumları da devam ediyordu. Bu yüzden Osmanlı Devleti yıkılıncaya kadar toplumun geleceği Osmanlıcı, Türkçü, İslamcı ve Batıcı görüş açıları içinde tartışıldı.

    31. Sayfa
    Turgut Göksu31Ç- OSMANLI TOPLUM YAPISINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER1. XVIII. Yüzyıl2. Tanzimat ve Sonrasıa) Yeni Bürokratlarb) Nüfus Hareketleri ve Yeni Yapılanmalarc) Yeni Hayat Tarzıb) Nüfus Hareketleri ve Yeni YapılanmalarSavaşlarda toprak kaybetmesi Anadolu ve Rumeli topraklarına göç edilmesi sonucunu doğurdu. XVIII. yüzyılın son yirmi yılında Osmanlı-Rusya ve Avusturya savaşları yüzünden, Kazan, Kırım, Kafkasya ve Özi bölgelerinden Anadolu’ya göç edenlerin sayısı üç-beş yüz bini buldu. XIX. yüzyılda Anadolu ve Rumeli'ye göç edilmesine sebep olan olaylar şunlardır: XIX. yüzyıl başındaki Osmanlı- Rusya savaşı, Yunan İsyanı, Kırım Savaşı ve 93 Harbi’dir. Bu arada binlerce Macar ve Polonyalı da Osmanlı topraklarına göç edenler arasındaydı. Bu göç hareketleri toplumda yeni yapılanmalara da sebep oldu. Ulaşım teknolojisinin gelişmesi ve dış pazarlarla ilişkiler kurulması şehirleşme oranını yükseltti. İstasyonlar, rıhtımlar, postane binaları yapıldı. Bu imkanlar sayesinde toplum ülkesini ve dünyayı tanımaya başladı. Yeni eğlence merkezleri açıldı. Ayrı mahallelerde oturan Müslümanlarla, diğer dinlere mensup olanlar aynı mahallelerde yaşamaya başladılar. Sonuçta, kozmopolit tabakalar ortaya çıktı. Ayrıca limanlardan tarım ürünlerinin ihraç edilmesi, ovaların ekilmesini zorunlu kılmıştı. Gerek bunlar gerekse konar - göçerlerin ovalara yerleştirilmesinden dolayı ovalarda nüfus arttı ve yeni köyler oluştu.

    32. Sayfa
    Turgut Göksu32

    33. Sayfa
    Turgut Göksu33Ç- OSMANLI TOPLUM YAPISINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER1. XVIII. Yüzyıl2. Tanzimat ve Sonrasıa) Yeni Bürokratlarb) Nüfus Hareketleri ve Yeni Yapılanmalarc) Yeni Hayat Tarzıc) Yeni Hayat TarzıXIX. yüzyılda, İstanbul ve diğer büyük şehirlerde hayat tarzı önemli ölçülerde değişime uğramıştır. Nüfus artışı, küçük yerleşme birimlerinin ekonomik açıdan yetersizliği, Tanzimat'la birlikte iskan kısıtlamalarının kalkması gibi sebepler yüzünden dinlere dayalı mahalleler bozulmuştur. Dini ve etnik grupların hayat tarzları birbirine karışmaya başlamıştır. Camiler çok yönlü işlevini değiştirmiştir. XIX. yüzyılda zenginler ayrı yerlerde ve farklı şekilde yaşamaya başlamışlardır. Bahçeli evler yerini bitişik apartmanlara bırakmıştır. Tiyatrolar ve Avrupa malı satan dükkanlar rağbet görmeye başlamışlardır. İstanbul'da önce atlı araba sonra da otomobil kullanılmaya başlanmıştır (1895). Yine bu yüzyıl başlarında telgraf ve telefon kullanılmaya başlanmıştır. İstanbul'daki bu değişikliğe karşılık, taşrada hareketsizlik vardı. Buralarda insanlar eski mahalle düzeni içinde hayatlarını devam ettirmişlerdir.

Osmanlı Toplumu Videoları

  • 3

    1 yıl önce
    Osmanlı Toplum Yapısı
  • 2

    1 yıl önce
    Osmanlı Kültür ve Medeniyeti (Toplum Yapısı)

Osmanlı Toplumu Soru & Cevap

Osmanlı Toplumu Ek Bilgileri